FOTOĞRAFLARA TIKLAYARAK BÜYÜK
OLARAK İZLEYEBİLİRSİNİZ.

21 Temmuz 2009 Salı

Alabanda Tiyatro



Tiyatroya gelen su kanalı ve pişmiş topraktan
yapılma su boruları görülmekte.Benimle birlikte
tiyatroyu gezen yakın köyden ziyaretçiler su
kaynağının yakınlarda bir yerde olabileceğini
söylediler.

20 Temmuz 2009 Pazartesi


Tiyatronun batı yan duvarlarının dibinde
bu şekilde bir rampa var,araba falan gibi
bir şeyler için olabilir.(yükleme devam edecek)

Alabanda tiyatrosunun oturma basamakları
arasında yer alan merdivenlerinden birisi.



Alabanda tiyatrosunun oturma basamaklarının
bir kaç sırasından sonrası sökülmüş,bir yer-
lerde kullanılmış.Sökülen kısımlara restore
çalışmaları sırasında düz taşlar konmuş,top-
rağın göçmememesi için.

Tiyatronun batısındaki arka duvarlar.


Alabanda tiyatrosunun doğu ve batıda yüksek
kısımlarındaki yan duvarlar günümüzde de
sapasağlam durmakta.Uzun ve kısa taşlar kul-
lanılarak daha hoş görünmesi ve sağlamlığı
sağlanmış.

Oturma basamaklarının en üstünde doğu ve batıda
olmak üzere iki tane tonozlu giriş bölümü var,
bunlar basamakların üstündeki yatay yola açılıyor.

Alabanda tiyatrosu hellenistik döneme tarihlen-
dirilmekte,romalılar döneminde de bazı değişik-
likler yapıldığı belirtiliyor.Yarım daireden
büyük görünen orkestrası,önünde sahne binası
kalıntıları olduğunu düşündüğüm bölümün tepeden
görünüşü.


Alabanda tiyatrosunun üstündeki tepeden
tiyatronun ve Araphisar'ın bir bölümünün
görünüşü.

Tiyatronun üstünden Araphisar'ın ve ovanın
görüntüsü.(yüklemeler devam edecek)

Alabanda Surlar


Alabanda şehir surları



Alabanda tabelasından tepeye doğru hareket
edince uzaklardan görülen eserlerden birisi
de bu surlar.Bu bölümde surlar bayağı kalın
ve payandalı yapılmış.

Antik kentte resmi tek yapı bu içinde
Alabanda'yı bekleyen bekçiler kalıyor.
Bir çok antik kentte olduğu gibi bura-
sı da ücretli,benim müze kartı bayağı işe
yarıyor.


Resmi binanın bahçesinde bulunan bir kaç
sütun,sütun kaidesi vardı.Diğer eserler
Bildiğim kadarıyla Aydın müzesinde sergi-
lenmekte.

Bekçilere ait binanın bahçesindeki bu taş
evde de görüldüğü gibi antik taşlar kulla-
nılmış.

Alabanda Apollon Tapınağı




Apollon yunan mitolojisindeki önemli tanrı-
lardan birisidir.Bir çok özellikleri vardır;
en önemlisi müziğin,sanatların tanrısı olma-
sıdır.İyi bir ok atıcı,ışığın ve gerçeğin
tanrısıdır.Altından bir Lir'i,gümüşten yayı
vardır.Baş tanrı Zeus'un Leto'dan olan oğlu,
Artemis'in ikiz kardeşidir.Heykellerinde tasvir
edilirken başında Defne ağacı yapraklarından
bir taç bulunur.Alabanda'da Apollon ve ikiz
kardeşi Artemis adına tapınakların bulunması
tesadüf değildir.Alabanda'lıların zengin ve
zevke düşkün olduğu sanata önem verdiği antik
çağlarda yaşamış,kenti görmüş gezginlerce belir-
tilmiştir,bir çok genç kızın harp denilen müzik
aletini çalabildiği yazılmaktadır.Bu topluluk-
ların önem verdikleri tanrılar topluluğun kimliği
ile ilgili bize ipuçları vermektedir.

Alabanda apollon tapınağı fotoğraftaki gibi
büyük temel taşlarıyla öylece durmakta.İnsan
daha önce çevreyi gezip gelince şaşırmıyor.
Buralarda tarihi eserlerle birlikte bir taş
yağması yaşanmış,en düzgün taşlar,mermerler
yapılarda ve daha kimbilir nerelerde kullanıldı.

Alabanda-Apollon tapınağı


Alabanda apollon tapınağında temel taşların-
dan başka bir şey yok,mermer olarak da ortada
bulunan kare biçiminde mermer taşlarla çevrili
bölüm var.

Apollon tapınağında ortadaki karemsi mermer
bölümden başka ilginç olan bu oyuk kısım var.
İleriki günlerde bununla ilgili bir bilgi sa-
hibi olursam yazarım.Bundan sonra edineceğim
bilgiler ışığında belki de bir çok konuda
yeni ilavelerim olacak,çok geniş ve gizemli
bir dal antik eserler konusu.

Alabanda Agora


Agora yazan tabelayı dönünce bu kapı çıktı
karşıma,tarlanın kapısı mı meclis binasını
koruyan kapı mı anlaşılır bir kapı değil.
Alabana yazan tabeladan ovaya doğru gidince
Agora(market place )yazan bir tabela var.
Etrafında yarı yatmış,yıkık taşlardan başka
bir şey yok.

Meclis binasına giden yol,tarlanın sahiplerinin
bir de benim gibi meraklı bir kaç kişinin kuru
otları ezip geçtiği.Mısır tarlasının yeşilliğin-
de bouleuterion da yerden fırlamış gibi durmakta.

Alabanda-Bouleuterium(meclis binası)


Meclis binası olduğu önündeki tabeladan belli
olan bu anıtsal yapı tarlaların ortasında kalan
duvarlarıyla kendini gösteriyor,o zamanın en
görkemli şehirlerinden birisinde olduğunuzu anlı-
yorsunuz
Meclis binasının ayakta kalan duvarlarının içten
görünüşü.

Meclis Binasının içindeki görünüm bu,burada
da bir çok şey yok edilmiş.


Bouleuterium'a(meclis binası)giderken solda
tarlalar içinde yapı kalıntıları,duvarlar
var.Fotoğrafını biraz uzaktan çekebildim
yanına gidebilmek mümkün değil,dikenler ve
otlar içinde kaybolmuş,yaza girerken buraları
temizlemek çok mu zor,oysa buralar tanıtılsa,
temiz gezilir yerler olsa gelen bir çok turist
olur ve çevreye faydaları da dokunur diyorum.

Meclis binasının çevresinde görülen duvar
ve surlar.

Çine Alabanda ovadaki kalıntılar


Aalabanda'daki yerleşim tepelik alanlarda
başlayıp daha sonraları ovaya yayılmış.
Uzaktan gördüğüm bu kalıntılara gidemedim,
her taraf tarla,ıssız ve bilmediğim yerler.
Yalnız gezmenin zorluğu bu.

Çine Alabanda


Tabelayı geçer geçmez yolun sonunda kapıyı
andıran bu iki dik taş ve sağa sola dağılmış
büyük taşlar var,tabeladaki haritada gösterilen
hamam kalıntısının olduğu yer olabilir diye
düşündüm.

Aydın-Çine Alabanda Antik kenti


Alabanda yazan tabelanın solundaki ağacın
altında biraz soluklanıp,fotoğraftaki çeş-
mede elimi yüzümü yıkayıp Çine'ye hareket
ederek bu gezimi tamamlamış oldum.Çine
etrafı dağlarla çevrili bir düzlükte ve
çok sıcak bir yer,Alabanda'ya bir daha gelmek
nasip olursa erkenden gelip bütün kalıntıları
görmek isterim.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Yatağan-Stratonikeia-Sivrihisar köyü


Stratonikeia'ya ulaşmak için Yatağandan Milas
karayolu üzerinde 6-7 km gittikten sonra karşı_
nıza tahrip edilmiş,oyulmuş dağlar çıkıyor,
hemen sağ taraftaki tabelanın gösterdiği yoldan
1 km gidince Stratonikeia ve Sivrihisar köyüne
ulaşıyorsunuz.

YATAĞAN-STRATONIKEIA-ESKİHİSAR KÖYÜ



Antik kente girişteki bu tabelalarda Antik
kalıntıların isimleri ve yerleri belirtiliyor.
Ben bunlardan sadece tapınağı göremedim,o
bakımdan bayağı üzgünüm.İnşallah bir daha gelip
daha bilinçli olarak gezerim.

Stratonikeia tabelası ile birlikte antik kente
giriş yapıyorsunuz ama biraz şaşırarak.Kent
ismi Avrupaya kadar taşan bir aşk öyküsüne
dayandırılmaktadır.M.Ö 3.yy da İskender'in
komutanlarından Seleukos karısı ölünce yörenin
güzellerinden Stratonike'yi eş olarak alır,oysa
Stratonike ile Seleukos'un oğlu Antiokhas ara-
sında büyük bir aşk yaşanmaktadır.Bu evli-
likten sonra Antiokhos yataklara düşer,ve Kral
oğlunun bu durumuna çok üzülür .Araştırmaları
sonucunda olayı öğrenir ve karısıyla oğlunu evlen-
dirir,onlara düğün hediyesi olarak bu yöreleri
verir.Antiokhas bu verimli topraklarda karısının
adını taşıyan bu mermer kenti kurar.Stratonikeia'
nın mitolojide geçen öyküsü böyle.Bazı kaynaklarda
da Seleukos'un karısı Stratonike için bu kenti
kurduğu söylenir,aşk olayı,abartmalar insanlara
daha ilginç geliyor.Kentte girişte yol kenarında
asılan büyük tabelada aşkların ve gladyötörlerin
diyarı Stratonikeia diye yazmışlar.Kazılarda gladyö-
tör heykelleri bulunmuş,burada gladyötör okulu varmış
deniyor.Buluntulardan bazıları Muğla müzesinde imiş
ilk fırsatta Muğla müzesine gideceğim.Yalnız tiyatro-
su bu işler için uygun değil bence,normal bir yunan-
Roma tiyatrosu olarak gördüm.

YatağanEskihisar camii



Antik kente girişte karşılaştığınız bu cami ile
ilgili bilgiler bir tabelada veriliyor.Buna göre
Burayı 1670 de ziyaret eden Evliya Çelebinin yaz-
dığına göre Sultan camii olarak bahsettiği bir
cami vardır.Han ,hamam,cami üçlüsü olarak yapılan
yapının , Yörenin toprak ağalarından Şaban
ağa tarafından yaptırılıp bugüne gelen yapıyla
bir ilgisi varmı pek anlayamadım.2006 yılında
Şaban Ağa camisinin restorasyonuna başlanıldığı
belirtiliyor.Üstteki resimde görülen kısım camiin
hemen sol tarafında.Bir de Cami kapısının hemen
so bitişiğinde mermer bir sanduka şeklinde mezar
var ama açıklayıcı bir bilgi göremedim.

Yukarıdaki yapı Stratonikeia'ya girişte,
sadece duvarları var,kubbeli bir yapı oldu-
ğunu bu köşelerdeki üçgenlerden tahmin ediyorum.
Sanat Tarihi derslerinde kubbeli yapıların ilk
örneklerinin Uygur Türklerinde olduğunu anlatır-
ken bu üçgenlere de değidirdik hatırladığım kada-
rıyla.Türklere özgü kubbe oturtma tekniği,köşeler-
de kalan boşluklar üçgenlerle dolduruluyor.Yapıyla
ilgili bir bilgi edinemedim ama Evliya çelebinin
bahsettiği cami'nin yanında yapılan Hamam kalıntısı
olabilir.


Eskihisar'ın girişinde büyük çınar ağaçları
ve değişik yapılar insana zamana bir yolculuk
yaptırıyor.Beylikler dönemi,Osmanlı'lara kadar
gidiyorsunuz.

Yatağan-Eskihisar evleri



İki değişik örme tekniğini gösteren bu fotoğ-
raflarda olduğu gibi tahta hatılların arası
taş malzemeyle doldurulmuştur.Bu şekli daha
çok kerpiç evlerde gördüm,Karadeniz'de de aynı
bunun gibi tahta hatılların arasında taş mal-
zeme ile örülmesini görmüştüm.Bu köyde daha
önceleri Rumlarla Türk'lerin birlikte yaşadık-
ları bazı yerlerde geçiyor,bu Rum evleri duruyor
mu bilemiyorum.İnternette bu köyün geçmişi ile
ilgili yeterli bilgi yok.Bana evlerin biçimi,
planı tipik Türk evi olarak göründü.Bu açıdan
bu evlerin restore edilerek gelen turistlere
iki değişik uygarlığı tanıtmak önemli olsa gerek.

Taş evler doğa ile öyle uyumlu ki,gezerken
bir antik kalıntılara bir de bu evlere koşup
duruyorsunuz.Bu yolların ve yapıların sessizliği
sizi şaşırtıyor,hele bir de burada birbirinden
ayrı iki dünyanın olduğunu bilmeden buralara
geldiyseniz.Antik bir kent göreceğim diye geldim,
daha girişte Tarihi Türk yapılarıyla karşılaştım.
Acaba yanlış bir yere mi geldim diyorsunuz hemen.
Stratonikea antik kentinde ve Türk evlerinde
bakımsızlığın,ilgisizliğin izlerini görüp hayalet
bir şehirde gezdiğinizi düşünüyorsunuz.

Badana yapılmış bu evde oturanlar vardı.Evler
antik mimari ile uyum içinde ,yeşilliklerin
arasında hoş bir görüntü sunuyorlar.